Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bunalıma girmek (veya düşmek)
Anlamı:

1. ruhsal bakımdan gerginlik veya sıkıntı içine girmek

Örnek:

1. İşsiz kaldıklarında bunalıma giriyorlar, bu nedenle açılmış özel rehabilitasyon kurslarına devam ediyorlar.

1. İşsiz kaldıklarında bunalıma giriyorlar, bu nedenle açılmış özel rehabilitasyon kurslarına devam ediyorlar.


bunalımlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gerginlik, sıkıntı veren, gerginliği olan

Örnek:

1. O bunalımlı günlerde işi gücü bırakıp varlığını âdeta ona adadı.

1. O bunalımlı günlerde işi gücü bırakıp varlığını âdeta ona adadı.


bunalımsız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gerginlik, sıkıntı vermeyen, gerginliği olmayan


bunalış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunalma işi


bunalıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunalıvermek işi


bunalıvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak bunalmak


Telaffuz : bunalı'vermek

bunalma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunalmak işi

Örnek:

1. Çetin, gecelerce bekleyip umutlarını yitirdikten sonra yalnızlıktan bunalmaya başlar.

1. Çetin, gecelerce bekleyip umutlarını yitirdikten sonra yalnızlıktan bunalmaya başlar.


bunalmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Soluk alması güçleşmek

Örnek:

1. Hoca bu son sözleri söylerken havasızlıktan bunalıyor gibi başını tavana kaldırıyor.

1. Hoca bu son sözleri söylerken havasızlıktan bunalıyor gibi başını tavana kaldırıyor.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak

Örnek:

1. Geçenlerde yeni çıkan uzunca bir şiirini okuyuncaya kadar bunaldım.

1. Geçenlerde yeni çıkan uzunca bir şiirini okuyuncaya kadar bunaldım.


bunaltabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunaltabilmek işi


bunaltabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bunaltma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Bunaltmaya gücü yetmek


bunaltı

İlgili Kelimeler:

can bunaltısı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sıkıntı, iç sıkıntısı

Örnek:

1. Bütün yazdıklarımızın neticesi bir bunaltı.

1. Bütün yazdıklarımızın neticesi bir bunaltı.


bunaltılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunaltılmak işi


bunaltılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bunalmasına yol açılmak


bunaltma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunaltmak işi


bunaltmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bunalmasına yol açmak

Örnek:

1. Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu.

1. Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu.


bunama

İlgili Kelimeler:

erken bunama

Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak başta bellekte olmak üzere zihinsel işlevlerde bozulma, ateh


bunamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çeşitli sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelmek, ateh getirmek


bunayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunayabilmek işi


bunayabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bunama ihtimali bulunmak


bunayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunama işi


bunayıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunayıvermek işi


bunayıvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak bunamak


Telaffuz : bunayı'vermek

bunca
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Epey, çok

Örnek:

1. Bunca zamandan sonra bu ziyaret de nereden çıkmıştı?

1. Bunca zamandan sonra bu ziyaret de nereden çıkmıştı?

2. zarf , zarf , zarf , zarf , (bu'nca) Bu kadar, bu denli

Örnek:

1. Bunca hakkı var bende. Ben hiç boşar mıyım?

1. Bunca hakkı var bende. Ben hiç boşar mıyım?


buncacık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Küçük, zayıf, güçsüz

Örnek:

1. Namlı, şanlı, iri yarı bir delikanlının buncacık kıza âşık olması ne demekti?

1. Namlı, şanlı, iri yarı bir delikanlının buncacık kıza âşık olması ne demekti?


Telaffuz : bu'ncacık

buncağız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , Bu kadar, bu kadarcık

2. Bu zavallı, bu küçücük

Örnek:

1. O zaman dedem anneme demiş ki buncağıza biz bakalım.

1. O zaman dedem anneme demiş ki buncağıza biz bakalım.